işyerinde taciz

İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) : Amir veya çalışanların bir çalışana uyguladığı her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama, işi zora koşma gibi davranışlardır. Mobbinge uğrayan kişi bir süre sonra yabancılaşmaya, yalnızlaşmaya başlar ve son olarak da istifaya yönelir. İstifaya doğru giden yolda yılgınlık, bıkkınlık, performans kaybı, öfke, umutsuzluk gibi duygular aktifleşir. Bunların yanı sıra psikosomatik rahatsızlıklar başgösterir ki bunlar baş ağrısı, nefes darlığı, terleme, titreme, sıcak basması veya üşüme, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı, dikkat kaybı, sırt ağrıları, mide-bağırsak sistemi rahatsızlıkları, kaşıntılar, iştah kaybı ve buna bağlı zayıflama, deride döküntülerdir.

Kişinin özgüveni zayıflar ve bu tüm yaşamına yayılır. Sosyal hayatında da genel anksiyete belirtileri gözlemlenir. Günlük işlerini yaparken dahi özgüven eksikliğinin sıkıntılarını yoğun olarak yaşar. İleriki dönemde genel anksiyete bozukluğu, panik atak ve depresyon gibi ruhsal rahatsızlıklar oluşabilir.

İşyerinde Cinsel Taciz : Cinsel tacizi, kişinin isteği dışında vücut bütünlüğüne sözel veya fiziksel saldırıda bulunmak olarak tanımlayabiliriz. Bu durumun işyeri ortamında gerçekleşmesi sokaktaki tacizden daha zorlayıcıdır. Bunun nedeni cinsel tacize uğrayan kişinin bunu yaşadığı yerin kendini güvende hissettiği bir mekan olan işyeri olması ve bunu yaşatan kişinin de tanıdığı bir kişi olarak amiri veya iş arkadaşı olmasıdır. Tacizcinin amiri olması durumu ise çok daha zordur. Kişi tacizin travması atlatamamışken durumu değerlendirmeye çabalar ve bu değerlendirmede dikkate alması gereken çok sayıda dinamik vardır. Örneğin kişinin işe ihtiyacının olması, para kazanmak zorunda olması, işini seviyor olması, işyerini değiştirmek istemiyor olması kafasında karmaşa yaratır. Kaldı ki mağdur konumundaki kişinin tacize uğradığı mekanı değiştirmesi de haksızlığa uğramışlık duygusu yaratacaktır. Zira hem mağdurdur hem de işinden olmuştur.

Verilen ilk tepki susmak ve saklamaktır. Kişi bunun kendi hatası olduğunu düşünebilir. Karşı tarafa cesaret verecek davranışları olabileceğini düşünüp kendini suçlayabilir. Kendine yönelik eleştiriler ve suçlamalarla depresif duyguduruma sürüklenir. Çevresinden de suçlamalar yapılabileceğine dair inanç nedeniyle durumu kimseyle paylaşamaz. Yaşanılan travmayı kimseyle paylaşmamak kişiye dışlanmışlık duygusu yaşatır. Tacizciye duyduğu öfkeyi dışa vuramadığında öfkesini kendine veya çevresindekilere yönlendirebilir. Durumla başa çıkamıyor olmak, kendini güçsüz ve aciz hissetmesine sebep olur. Bu da kişinin kendine yönelik öfkesini besler. Böylesi bir durumda yapılacak en doğru hareket tacizi saklamamaktır. Yapacağınız hiçbir hareket tacizi haklı kılmaz. Tacize uğrayan kişi mağdurdur. Bu konuda asla kendinizi suçlamayın.

VAKA ÖRNEĞİ (İsim ve bilgiler değiştirilmiştir)

Sevil, 28 yaşında 3 yıllık evli çocuksuz bir muhasebe elemanıdır. Bir önceki işyerinden kriz nedeniyle çıkarılmış  ve zorlukla yeni bir iş bulmuştur. Şimdiki iş yerine başladığından itibaren amiri tarafından sözel olarak tacize uğramış fakat zorlukla elde ettiği ve ihtiyacı olan bu işi kaybetmemek adına olayı görmezden gelmiştir. İlk zamanlarda kendisinin durumu abarttığına, yanlış anladığına, aslında patronunun iyi niyetli olduğuna kendisini inandırmaya çalışmış ve bu durumun geçeceğini ummuştur. Fakat karşısındaki kişi tacizlerini her geçen gün artırmaya devam ettikçe artık durumun iyiye yorulacak veya görmezden gelinecek bir hali kalmamış. Durumu eşine aktarmak istemiş ama eşinin kıskançlığı nedeniyle suçlanmaktan korkmuş. Eşinin kendisini, karşı tarafı cesaretlendirmekle suçlamasından ve haksız çıkmaktan çekinmiş, kendi kendine halletmeye çalışmış. Bu suskunluk tacizci kişiye cesaret vermiş ve giderek daha fazla yüklenmeye, yalnız kalmaya çalışmaya, yalnız kaldıklarında Sevil’e dokunmaya, haddini aşan cinsel içerikli takılmalara başlamış.

Sevil hanım, bana ulaştığında içinden çıkılamaz bir girdapta olduğunu, başlangıçta bu işe ihtiyacı olduğu için sesini çıkaramadığını, bu kadar ilerledikten sonra da eşine söylerse geciktiği için eşinin kızacağını, tacizcinin her geçen gün tacizin boyutunu artırmasından korktuğunu, ne yapacağını nasıl davranacağını bilemediğini belirtti. Artık işyerine giderken neşeli değildi, işini sevmesine rağmen isteksizdi, iş performansı düşmüştü, sürekli tedirgindi, iş arkadaşlarıyla arasına mesafe koymuştu, kendini güvende hissetmiyordu ve özgüveninde hissedilir bir düşüş olmuştu.

Sevil hanımla ilk seansımız tacizi tanımlamak, tanımak ve boyutlandırmakla geçti. Bu olayın genel profilini çıkarıp sırasıyla davranışlarını isimlendirdik. İnsanların sorunlar karşısında takındığı genel tavırların isimlerini öğrendi ve buradaki olayda yerleştirdi. Örneğin, ilk etaptaki görmezden gelme yadsımaktır, olayı yok saymak anlamındadır. Daha sonrasındaki davranışı, kabahatli durumu kendine yönlendirmek olan kendini suçlama olmuş. Korktuğu için eşiyle paylaşmamak ve durumun da artarak devam etmesi Sevil hanımı çıkmaza sokmuş. İşte bu aşamada işin içinden tek başına çıkamayacağını anladığı noktada bir uzmandan yardım alması gerektiğini düşünmüş.

Konunun psikolojik yönünün dışında bir de hukuksal boyutu vardır ki bu konuda en uygun olan bir avukata danışmaktır. Bu konuda tacize uğrayan kişilerin en sık rastladığı soru işareti “Nasıl kanıtlayacağım?” olmaktadır. Taciz durumunda olay iki kişi arasında geliştiğinden ve şahit olması çoğunlukla mümkün olmadığından tacize uğrayan kişinin sözü asıl sayılmaktadır.  Kişi iş akdini sonlandıracağı gibi tazminat hakkı da doğar.

TACİZE UĞRAYAN MAĞDURDUR

          Taciz durumunda yapılacak en etkin ve akıllıca hareket geri adım atmamaktır. Tacizci kişinin en fazla cesaret almasına neden olan, taciz ettiği kişinin sessiz kalacağına ve korkacağına yönelik inancıdır. Tacize uğrayan kişinin ürkek tavrı ve olayı saklaması tacizciyi yüreklendirir. Olayın ortaya çıkacağını hissetse zaten geri adım atacaktır. Unutulmamalı ki “En iyi savunma saldırıdır”. Sonraki adım haklarını bildiğini tacizciye hissettirmek gerekirse açık açık söylemektir. Birçok kadın kendini taciz eden kişiye bunu anladığını açık açık söylemekten çekinir. Oysa ki en kötü ihtimalle tacizci inkar edecektir ki zaten taciz ettiğini kabul eden kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu durumda kendisine yanlış anlaşılacak hareket ve konuşmalarından rahatsız olduğunuzu iletebilirsiniz. Bu açıkça bir uyarıdır. İlerleyen dönemde devamı olduğunda uyarınızı yaptığınız için iş ‘o da istekliydi’ noktasından uzaklaşmış olur.

Elinizdeki kuvvetlerden biri de birlik olmaktır. Tacizin cinsel bir sapkınlık olduğu dikkate alındığında sizin yaşadığınızı muhtemelen diğer çalışan bayanlar da yaşıyordur. Fakat sizinle aynı korkular sebebiyle bunu açıklayamıyorlardır. Bu durumu diğer çalışanlarla paylaşmak onların da açılmasını ve birlik olmanızı sağlayabilir. Taciz bir suçtur ve suçu cezasız bırakmak o kişiye yolu açmak anlamına gelir. Bu konuda suçunuz olmadığına önce siz inanmalısınız ki diğer insanların karşısında tereddütlü olmayın. Tacizin özgüvene saldırdığı ve büyük hasarlar verdiği göz önüne alınırsa bu söylendiği kadar kolay değildir elbette.

          Özgüven; en kısa tabirle özüne güvenmek, kendine güvenmektir. Taciz iş te bu kendine güvenme noktasına saldırır. Kişi kendiyle bile çatışma yaşar hale gelir. Mağdurken suçlu hissedersiniz. Olayın iki ucu arasında gidip gelirken çatışma yaşarsınız. Öncelikle kendinizi ikna etmeniz gereken gerçek : “tacize uğrayan kişi mağdurdur”.

Uzm. Klinik Psikolog

Ceren AKBOYAR