panikatak

Bir felaketi, kötü bir durumu veya olayı hayal ettiğimizde vücudumuz sanki o olay gerçekmiş gibi tepki verir. Bazılarımız bu konuda oldukça deneyimlidir. Oldukça gerçekçi hayaller kurarak vücudu alarm durumuna sokarlar. Panik atak bunun en iyi örneğidir. Biz hayalini kurduğumuz durumla ilgili olumsuz bir değer yargısına sahipsek ve beynimizi buna programlamışsak alarm halinde olmamız da normaldir. Fakat ortada gerçek bir olay olmadığı için de kaçmak, korunmak veya savaşmak tepkilerini de veremeyiz. Dolayısıyla bu konuda elimiz kolumuz bağlanır. Kendimizi çaresiz hisseder ve ne yapacağımızı bilemeyiz. Elbette ki vücudumuz da vermesi gereken fizyolojik tepkileri verir ve duygu değişimlerini yaşarız. Bunlar o kadar çabuk gelişir ki bu düşüncelerin otomatikleşmesiyle birlikte farkına bile varamayız. Bu hız beynimizin yapısından kaynaklanır.

Beynimizin sol lobu düşünce, mantık, dil ve semboller ile; sağ lobu ise ortam algıları, hayaller ve alışkanlıklarla ilgilidir. Ayrıca sağ lob, inkar edileni deşifre edemez. Örneğin; yemek yerken ‘şuanda yemek yemiyorum’ diye düşündüğünüz halde bunu görerek algılarsınız. Aynı sebeple de unutmaya çalışmak diye bir kavram yanlıştır. Unutmak çabasız bir eylemdir. Unutmaya çalıştığınız anda unutmamayı garantilersiniz.

panik

İleriyi tahmin etme davranışı da buna benzer bir yaklaşımdır. Örneğin yeni bir ortama girdiğimizde saçmalayacağımızı öngörürsek yüksek ihtimalle saçmalarız. Çünkü hemen tüm ayrıntılarıyla nasıl saçmalayacağımızı, nasıl rezil olacağımızı  ve herkesin bize güldüğünü hayal etmeye başlarız. Bu da kendini gerçekleştiren bir kehanet olarak gerçeğe dönüşür. Bir anlamda kendi kendini gerçeğe dönüştürür. Elbette ki bu özelliğimizi olumlu şekilde de kullanabiliriz. Olumlu hayaller kurarak zihnimizi pozitif yönde motive edebiliriz. Bugüne kadar kendimizi sabote etmek için kullandığımız zihnimizi lehimize çalıştırabiliriz.

pozitif

Olaylar karşısındaki tepkilerimizi, hissedeceğimiz duyguları, yaşadığımız olaylar değil, hayata bakış açımız belirler. Yıllar içinde edindiğimiz deneyimler ve bunların meydana getirdiği değer yargılarımız duygu ve davranışlarımızı şekillendirir.

Sıklıkla Endişelenen İnsan

– Tehlike kavramını gerçeklikten uzak yorumlar.

– Görebileceği zararın olasılık oranını abartır.

– Tehlikenin ölçüsünü abartır.

– Görebileceği zararı sürekli zihninde tekrar eder.

– Korkmaktan korkar.

– Uygun olamayan genellemeler yapar.

– Sahip olduğu yetileri küçümser veya görmezden gelir. Olumlu olayları hatırlamaz.

Nadiren Endişelenen İnsan

– Gerçekten tehlikeli bir durumda endişeye kapılır.

– Görebileceği zararı doğru  değerlendirir.

– Tehlikenin ölçüsünü doğru değerlendirir.

– Korkusunu hayal etmez, tekrar tekrar zihninde canlandırmaz.

– Gerçek tehlikeli durumdan korkar.

– Korktuğu olayı genellemez.

– Kendine güvenir ve motive olmak için olumlu olayları hatırlar.

 

Uzm. Klinik Psikolog

Ceren AKBOYAR