grup terapisi

 

Grup terapisi ; insanın sosyal bir varlık olduğu gerçeğinden yola çıkar. İnsanın hayata karşı tutumu aslında diğer insanlara karşı tutumudur. Bu diğer insan ilk etapta aile yani anne ve baba varsa kardeşlerdir. Daha sonraları okul arkadaşları ve çeşitli sosyal gruplarla devam eder. Yetişkinlikte buna iş arkadaşları eklenir. Grup terapisindeki grup da aslında bir anlamda küçük bir sosyal ortamdır. Gerçek hayattaki sosyal ortamların bir örneklemidir. Buradaki konum, tavır, konuşma ve kullanılan ilişki kalıpları gerçek hayattaki sosyal ortamlardakilerle örtüşür. Grup terapilerindeki  iyileştirirci faktörler aşağıda sıralanmıştır;

  • Umudun yerleştirilmesi: Süreçten yarar sağlayanları görmek kişide ‘ ben de iyileşebilirim ‘ düşüncesini doğurur.
  • Evrensellik: Yaşadığı surunun başkaları tarafından da yaşandığının gözlemlenmesi, kişinin yaşadıklarının yalnızca kendinde olmadığını farketmesini sağlar.
  • Yardımseverlik: Grup terapilerinde birey destek alırken aynı zamanda dier katılımcılara da destek verir. Sorunuyla ilgili yetersiz ve çaresiz hissederken, bir başkasına yardım edebilmesi iyileştirici bir etki sağlar.
  • Katkısal bilgi: Kişi, psikolojik yapısı hakkında biilgi edinir ve diğerlerine de kendi bildiklerini aktarır. Her katılımcı konuya kendi bakış açısından yaklaştığı için çeşitlilik sağlanır.
  • Birincil aile özelliğinin grupta yinelenmesi ve bunun iyileştirici etkisi: Grup, bir anlamda aileyi de temsil eder ve aile içi çatışmalar grupta canlanır. Bu çatışmalar olumlu ve onarıcı bir biçimde yeniden yapılandırılır. Geçmişteki çözülmemiş problemlerin çözülmesi, geleceğe yönelik olumlu duyguların oluşması sağlanır.
  • Sosyalleşme tekniklerinin geliştirilmesi: Sosyal ortamlarda nasıl davranılacağı, iletişim becerilerinin kazanılması gibi katkı sağlayacak bilgiler geri bildirim ile öğrenilir.
  • Model alma ve karşılıklı öğrenme: Canlılar için en temel öğrenme şekli model almadır. Grup içinde birey, katılımcıları model alarak hem öğrenebilir hem de diğerlerine model oluşturabilir.
  • Grup bağlılığı: Birey, diğerlerinden destek aldıkça, yargılanmadan anlaşılmaya çalışıldıkça, birbirlerinin iç dünyasını gözlemledikçe ve tanıdıkça aralarında bir bağ oluşur. Bu küçük sosyal örneklem grubunun içinde görülme, kabul edilme, aidiyet, desteklenme ve önemsenme dürtüleri doyurulur.
  • Duygu boşalımı: Duyguların taştığı ve dışa vurulduğu anlar, taşınan yüklerden kurtulma ve yeni farkındalıklar kazanma anlarıdır.
  • Varoluş etmenleri: Gerçek hayattaki her sorun bu gruba konu olarak getirilebilir. Acı, haksızlık, ölüm, sorumluluk gibi varoluşla ilgili temalar da buna dahildir.

TERAPİ GRUPLARI KONU BAŞLIKLARI

  • Ergenlik Sorunları Grubu: Ergenlerde sorunlarının yalnızca kendinde olduğuna dair yanlış bir inanış sözkonusudur. Grup terapileri bu yanlış inanışı yıkmak için ideal çalışma ortamıdır. Yaşıtlarının da aslında aynı sorunları yaşadığını gözlemleyen ergen, sorunun normal olduğunu algılar. Terapilerin ilk ayağı olan farkındalık yaratılması bu sayede sağlanmış olur. Ergenlik döneminde gelişecek olan kimlik kazanımı, birey olma, sorumluluk alma, hayattaki duruşunu belirleme, özgüven geliştirme, sosyalleşme becerileri, iletişim becerileri gibi yetenekler bu grupta ele alınacaktır. Bunların yanı sıra ergenlik döneminde sıklıkla gelişen depresyon da ele alınacak konular arasındadır.
  • Sosyal Fobi Grubu: Sosyal fobi, tıpkı diğer fobi türleri gibi kendine bir fobi nesnesi, kişisi veya durumu seçer ve bunlardan kaçma-kaçınma davranışları sergileyerek anksiyeteden kurtulmaya çalışır. Fobilerde tedavinin ana fikri bu kaçma-kaçınma döngüsünü kırmak ve yüzleştirmedir. Sosyal fobi, ergenlerde sıklıkla görülen ve küçük bir sosyal grup olan terapi grubunda birebir yüzleştirmenin yapılabildiği bir rahatsızlık türüdür. Günlük yaşantıda karşılaşılan anksiyete grupta da ortaya çıkar ve yaşanan düşünsel ve duygusal karmaşa anında çözümlenme imkanı bulur. Ayrıca öğretilen iletişim becerileri ve sosyalleşme becerileri grup içerisinde vakit kaybetmeden uygulanarak yeni öğrenilenler pekiştirilir.
  • Öfke Kontrolü Grubu: Öfke, aslında normal ve sağlıklı bir duygudur. Sağlıksızlaşması kontrolden çıkmasıyla başlar. Kontrol edilemeyen, patlamalar şeklinde seyreden, sonucunda şiddete yönelten öfke yeniden düzenlemesi gereken sağlıksız bir duygu haline gelmiştir. Öfke kontrolü, sonradan öğrenilebilen ve öğretilebilen bir davranış kalıbıdır. Özellikle ergenlerde kontrolü sağlamak yetişkinlere oranla daha zordur. Sonuçları tahmin etmek, sorumluluk almak gibi yetenekler ergenlerde bu aşamada oluşur. Henüz bu yeteneklere sahip olamayan ergenler öfkeleri nedeniyle aile ortamında ve okulda yoğun sorunlarla karşılaşabilirler. Bu durumda öfke kontrolü eğitimi almaları gerekir. Bu eğitimde öğrenilenler grupta uygulanarak çıkacak sorunlar ve aksaklıklar hemen gözlemlenir ve düzeltilir.

Uzm. Klinik Psikolog

Ceren AKBOYAR