Çok eski çağlardan beri kadın ve erkek kendine yönelik roller edinmiş ve bunları benimsemiştir. Erkeğin en genel haliyle rolü üretmek ve avlanmak, yani evde bekleyen çocuklarının beslenme ve korunma ihtiyaçlarını gidermektir. Kadının rolü ise evdeki çocukların bakımıyla ve evle ilgilenmektir. Evrimsel süreçte bu rollerde değişimler olmasına rağmen toplumsal yaşantıda kadının yeri evi, temel rolleri ise eş ve anne olmaktır. Bu alışılagelmiş roller işgücüne katılımı da engeller. Değişen dünyada kadının rolleri de yeni düzene ayak uydurmuştur fakat kafalardaki fikirler öylesine kemikleşmiştir ki kadınları eş ve anne olmak ile meslek sahibi olmak arasında seçim yapmaya zorlar. Çalışmaya başlamayı seçse bile öncelikli sayılan rollerini layıkıyla yerine getirmek zorunda hissettirilmektedir. Bu sebeptendir ki iş hayatı sebebiyle eş ve annelik ile ilgili görevlerini eksikli yaptığında kendini suçlu, yetersiz, üzgün ve mutsuz hissedebilir. Devam Ediniz



