SOSYAL FOBİ VE TEDAVİSİ

sosyal fobi ve tedavisi

          Fobi; bireyin belirli bir obje, olay, durum veya aktiviteden duyduğu kontrol dışı korku duygusudur. Fobikler, korku duydukları nesne veya olayın, durumun, aktivitenin aslında korkulacak bir şey olmadığının farkındadırlar. Yani korkularının saçma olduğunu bilirler. Örneğin; örümcek korkusu ( arachnophobia ) olan biri, örümceklerden ölecekmişcesine korkar fakat sebebini sorduğunuzda mantıklı bir sebep öne süremez. Bu kadar küçük ve zararsız bir canlının ona hiçbir şey yapmayacağını bilir ama korkmaktan da kendini alamaz. Fobilerin toplumda görülme sıklığı %10 civarında olarak tespit edilse de aslında %25 civarındadır. Bu aradaki farkın sebebi fobiklerin bir kısmının, fobilerinin farkında olmamasından kaynaklanır. Kadınlarda erkeklere oranla daha yoğundur. Kişiler bazen, hayatları boyunca karşılaşmadıkları bir nesneye, hayvana veya duruma karşı bile fobi geliştirebilirler. Ölüm korkusu buna en uygun örnektir. Panik atak hastalarının çoğunda hastalığın özünde bu korku yatmaktadır. Terapiler ilerledikçe bu gerçek ortaya çıkmakta hatta çoğu zaman hasta bile buna şaşırmaktadır. Bir kısmında, hastalığın başlangıcının bir yakınlarının vefatına, ağır bir hastalık geçirmesine veya kişinin bir kriz ya da hastalık sebebiyle hastaneye gitmesine denk gelmesi de tesadüfi değildir. Devam Ediniz

EVLİLİK TERAPİSİ SÜRECİ

evliliasdak t[1]..

          Bu yazımda , son dönemlerde gerek maddi sıkıntılar, gerekse kişiler arası çatışmaların artması sebebiyle bize yansıyan evlilik terapilerinden bahsetmek istiyorum. Bundan 20-30 sene evvel  anne-babalarımızın, ninelerimizin, dedelerimizin evlilikleri nasıl bir ömür yürüyordu? Şimdiki evlilikler ne oluyor da birkaç yılda çatırdamaya başlıyor? Devam Ediniz

ÖZGÜR ÇOCUKLAR, TUTSAK EBEVEYNLER

özgür+çwoc[1]..Son dönemlerde özellikle dikkatimi çeken bir konu var. Toplu taşıma araçlarında, restoranlarda, hastanelerde, çay bahçelerinde, tiyatroda, sinemada, konserde, kısaca insanların bir arada bulundukları ve toplu yaşama kurallarına uymakla yükümlü oldukları mekanlarda çocukların hakimiyeti sözknusu. Etrafta koşturan, çevredekileri rahatsız eden, sosyal kurallara uymayan çocuklar görüyorum. Buna keza çocuklarının bu tutumu karşısında çaresizlikleri gözlerinden okunan ve ne yapacaklarını bilmeyen anne-babalar. Yeni ve modern çocuk yetiştirme tarzına ters düşmemek, diğer ebeveynler tarafından yargılanmamak için ipin ucu biraz kaçıyor gibi. Çocuğun ruhsal gelişimine zarar gelir korkusu ve kaygısıyla anne-babalar artık söz söyleyemez duruma geldi. Yanlış bir hareket yapmamak adına hiç bir şey yapamaz oldular. Terapiye gelen ailelerden sıklıkla duyduğum sorular da bu gözlemimi destekler nitelikte. Anne-babalar  “Biz bu çocuğa nasıl davranmalıyız? Özgüvenini kırmadan nasıl terbiye verebiliriz?” diye soruyor. Devam Ediniz