YEME BOZUKLUKLARI ve TEDAVİ SÜRECİ

yeme-bozukluklari670c46e5f2

          Tarih boyunca toplumun ideal beden algısı çok farklı biçimlere bürünse de yaklaşık yüz yıldır hemen hemen günümüzdeki gibidir. Bu ideal biçim algısı özellikle kadınlar tarafından daha yoğun şekilde içselleştirilmektedir. Güzellik kelimesi çoğunlukla akla kadın figürünü getiriyor. Elbette her iki cinsi de etkiliyor olsa da istatistiklere bakarsak 1950’de erkeklerde diyet yapma oranı %7 iken, kadınlarda %14 idi. Günümüze yaklaştıkça, 1993’de bu oran erkeklerde %24’e, kadınlarda %40’a yükselmiştir. Özellikle yeni yüzyılda ince olmak kavramı normal kiloda olmaktan çok daha azını kastetmektedir. Yeme bozukluklarının başlangıcı bu yanlış algılar, psikolojik gerilim ve akabinde gelen yanlış diyetler ve kilo alıp-verme şeklindeki kısır döngüdür.

Yeme bozuklukları dışardan bakıldığında yalnızca gıda alımının düzensizliği ve hareketsizlik ile ilgili gibi görünüyor olsa da temelinde bu davranışlara iten sebepler psikolojiktir. Yeme bozukluğunun bebeklik dönemi sebepleri oral dönemde yaşanan yanlış anne-baba tutumları, erken ve katı memeden kesilme, obsesif (takıntılı) anne-baba tutumları, anne-babanın ısrarcı tutumuna tepkisel olarak gelişen aşırı yeme veya yemekten uzaklaşma bunlardan birkaçıdır. Devam Ediniz

HAYAL ETMENİN GÜCÜ (PANİK ATAK)

 

panikatak

Bir felaketi, kötü bir durumu veya olayı hayal ettiğimizde vücudumuz sanki o olay gerçekmiş gibi tepki verir. Bazılarımız bu konuda oldukça deneyimlidir. Oldukça gerçekçi hayaller kurarak vücudu alarm durumuna sokarlar. Panik atak bunun en iyi örneğidir. Biz hayalini kurduğumuz durumla ilgili olumsuz bir değer yargısına sahipsek ve beynimizi buna programlamışsak alarm halinde olmamız da normaldir. Fakat ortada gerçek bir olay olmadığı için de kaçmak, korunmak veya savaşmak tepkilerini de veremeyiz. Dolayısıyla bu konuda elimiz kolumuz bağlanır. Kendimizi çaresiz hisseder ve ne yapacağımızı bilemeyiz. Devam Ediniz

KENDİLİK BOZUKLUKLARINDA TEMEL YAPI ve OLUŞUM

kendilik cocuk

Bebek dünyaya geldiğinde ilk tanıdığı kişi, kucağına verildiği annesidir. Böylece ilk bağını kurar. Bebek için bu ilk anlar, dünya üzerindeki insan ilişkilerine dair ilk bilgidir. Annesinin, bebeğin yüzüne bakışı, onunla konuşurken kullandığı ses tonu, dokunuşları çok şey ifade eder. İşte bu, hem anne hem de bebek için büyülü anlarda ilk bilgiler akmaya başlar. Devamında annenin bebekle kuracağı bağ, bebeğin bakımı ile yakından ilgilidir. Annenin bebeği beslerken, altını değiştirirken, uyuturken, onunla oynarken vs. takındığı tavır, bebeğin kendini algılama şeklini oluşturur. Örneğin anne, bebeğin bakımını yaparken şikayet ediyorsa, mutsuz görünüyorsa, bebek kendini istenmeyen bir varlık gibi hissedecektir. Devam Ediniz